- Hoşgeldiniz

SON DAKİKA

Yönetmenlerin basın bildirisi…

07 Ocak 2019 - 33 views kez okunmuş
Ana Sayfa » Haberler»Yönetmenlerin basın bildirisi…
Yönetmenlerin basın bildirisi…

 

Sinemamızın gelişmesi, uluslararası alanda tanınması ve ülkemiz adına büyük başarılar sağlanmasında önemli katkıları olan Sinema Filmlerinin Desteklenmesi ve Sınıflandırılması ile ilgili 5224 sayılı kanunun güncellenmesine ilişkin meclise sunulan yasa teklifi 9 Ocak 2019 tarihinde görüşülecektir. Görüşülecek yasa teklifi , destek alanlarının genişletilmesinden, dış ortak yapımların kolaylaştırılmasına, sinema salonlarında film gösterim,reklam ve hak dağılımına ilişkin bir çok olumlu önermeyi içermekle birlikte, bazı maddelerinin ise tartışılarak olumlu yönde düzeltilmeye ihtiyacı olduğu kanısındayız.

 

Özellikle sınıflandırma ve değerlendirme ile ilgili maddelerinde, “komisyonca uygun bulunulmayan filmler ticari dolaşıma ve gösterime sunulamaz” önermesi daha ileri bir kanun ruhuna terstir. Bu önerme olmamalıdır. Zira 2004 yılında yürürlüğe giren bu kanun askeri vesayet anlayışı olan sansürcü ve yasakçı anlayışı kaldırmış, ve tam tersine bağımsız üretimin desteklenmesini öngörmüştürtür. Sinemamızın bugünki ulusal ve uluslararası başarısında payı olan bu yasanın ruhunun terkedilmemesi gerekmektedir.

Bunun dışında ülkemizde düzenlenecek ulusal ve uluslararası festivallerde gösterilecek filmlere yönelik düzenleme ile destekleme kurullarının oluşturulmasında sinema sektörü üyelerinin azınlığa düşürülmesi de yine düzeltilmesi gereken en önemli maddeler arasındadır.

Özellikle de üretim, dağıtım ve gösterim tekelleşmesinin bugün nasıl büyük sorunlara yol açtığı görülmüş ve teklifte buna yer verilmiştir. Ama bu tekelleşmenin önünü kapatacak yaklaşımların de teklife eklenmesi önem taşımaktadır.

Ülkemizi dünyaya taşıyacak en önemli tanıtım ve algı yaratma aracı da olan sinema sanatımızın önünü açmak tüm siyasi yaklaşımların üstünde özel bir devlet politikası olması gerektiği kanaatindeyiz.

Bizlerin; üreten yaratan senarist ve yönetmenler olarak bu olumlu ve olumsuz görüşlerimizin içeriğinde hiçbir siyasi parti veya kurum ve oluşumun izleri aranmamalıdır.

Türkiye ancak sanatla dünyaya kendini anlatabilir. Dünyada sanatın gücü ve etkisi ortadadır.

Tüm bunların ışığında ülkemizin sinema sanatını gelişmesi ve güçlenmesi amaçlayan bir kanun teklifinin temel ruhu, bu sanatın daha özgür ortamlarda yeşerip büyümesi olmalıdır.

 

TBMM’nin bu kanun teklifi içeriklerini tartışmayı ve olumlu bir noktaya getirilmesini siyasi partilerinin aralarındaki polemikler üstüne çıkararak stratejik bir devlet politikası olarak ele alacağı umudundayız.

Not: Kanun teklifine ilişkin görüşlerimiz ektedir.

İMZALAYANLAR

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
Milli Eğitim Kültür Gençlik ve Spor Komisyonu’na

GENEL YAKLAŞIM
2004 yılında sinema sektörü, ilgili bakanlık ve TBMM’nde genel katılımıyla çıkarılmış
olan 5224 sayılı Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile
Desteklemesi Hakkında Kanun, ülkemiz sinema sanatının önünü açmış darbeci
dönemlerin yasaklayıcı cezalandırıcı yöntemlerini ortadan kaldırmıştır. Bu açılımla
sinemamız ciddi bir büyüme ve uluslararası başarılar elde etmiştir.
Yürürlükteki yasanın eksiklerini tamir ederek sinemamızın ulusal ve uluslararası
alanda daha da büyümesi için Sinema Genel Müdürlüğü ve sinema sektörü uzun
süredir uyumlu ortak bir çalışma yürütmüş olmakla birlikte taslağın meclise
gönderilen hali üzerinde farklı bakışlar ortaya çıkmıştır.
Meclisimizin ilgili komisyonuna sunulan yasa taslağının son halini incelediğimizde bazı
maddeler üzerinde görüşlerimizi sizlere iletmenin sektörümüz ve dolayısı ile ülkemiz
açısında daha faydalı olacağı kanaatine vardık.
GÖRÜŞLERİMİZ
1-Taslak, yürürlükteki kanunun eksiklerini giderici ve destekleme biçimini daha da
kolaylaştırıcı bir öz taşımaktadır. Desteklerin geri ödemesize dönüşmesi ile oldukça
ileri bir yaklaşım göstermiştir. Ayrıca ortak dış yapım desteğinin tanımlanmış olması
ise hem ülkemizin tanıtımı açısından önemli bir adım olmuş, hem de sektörümüzün
yapacağı işbirlikleri ile elde edeceği deneyim ve pazarlama kapasitesine önemli katkı
sağlayacaktır. Bunların dışında da sektöre katkı sağlayacak önemli ekler yapılmıştır.
2-Her çıkan yeni yasa nasıl ki geriye doğru işlemez prensibindeyse, yine her çıkan
yasa bir önceki anlayışın gerisine düşemez ilkesinden hareket etmelidir.
Bu anlamda önerilen teklifte bazı maddeler eski yasanın gerisine düşmüştür.
a) MADDE 7: Yeni önerilen yasanın “Uygun bulunmayan filmler, ticari dolaşıma
ve gösterime sunulamaz” önermesi daha ileri bir yasa önerisinde yer
almamalıdır
b) Aynı maddede yer alan ve ülkemizde düzenlenen film haftaları ve festivallere
davet edilen filmlerin sınıflandırmaya tabi tutulması da önemli bir sorunu
beraberinde getirecektir. Örneğin A festivali ortalama 200-250 filmle program
yapmaktadır. Bu filmlerin o süre içinde değerlendirilip sınıflandırılması ve bu
neticeye göre program yapılıp kataloglar basılmasını imkansız hale getirir.
Kaldı ki değerlendirme kurulunun bu kadar filmi izleyip değerlendirme
yapması da zaten zor bir şeydir. Ayrıca varsayalım ki, A Çocuk Filmleri Festivali
organizasyonuna 150 çocuk içerikli film davet ettik. Önerilen yasaya göre
“Eğer değerlendirmeye sokulmayacaksa +18 yaş işareti konur” uygulanırsa.
Bu festivalin bir çocuk filmleri festivali olmaktan çıkacağı ortada değil midir?
Tüm bunların dışında haftalık olarak çekilip tv’lerde yayınlanan dizilerin bu
kadar şiddeti ve ayıbı önerdiği halde bir sınıflandırmaya tabi tutulmazken,
sinema filmlerinin bu kadar yaygın izlenmemesine rağmen böyle sert bir
denetime tabi tutulmaya çalışılması önemli bir eşitsizliği ortaya koymaktadır.
c) MADDE 6’da yer alan değerlendirme komisyon üyelerinin belirlenme biçimi
son derece sakıncalıdır. Komisyonları oluşturan 7 şer üyenin sadece üçünü
Sinema Meslek Birlikleri seçecek. Bu önerilen 3 üye içinden bakanlık uygun
bulduğunu seçecek ve uygun bulmadığının yerine yeni öneri isteyecek. Geri
kalan 4 üyeyi ise yine bakanlık kendi inisiyatifi ile seçecek. Bu komisyonların
doğru proje seçebilmesi için özellikle yönetmen, yapımcı ve senarist ağırlıklı
olması yani sinema sektörü ana ağırlıkta olması şarttır. Yasa bu haliyle çıkarsa
değerlendirmeler ne yazık ki iyi bir film projesini değerlendirmekten ziyade
çeşitli ilişkileri değerlendirme ihtimalini ortaya koyabilir.. Siyasetler üstü
mesleki yeterlilik kurulların oluşumunun ana ilkesi olmalıdır.
d) MADDE 9: “Sinema Donanım Desteği” bu olumlu destektir. Ama asıl sorun bu
günde büyük tartışmalara neden olan üretim, dağıtım ve salon
tekelleşmesidir. Sektörün “anti tekel yasasına aykırı” itirazlarına rağmen
Mars/AFM birleşmesi, yapımcı, aynı zamanda dağıtımcı ve aynı zamanda salon
sahibi tekelleşmelere izin verilerek bu günkü problemin temeli
oluşturulmuştur.. Bu gün büyük salon işletmecileri bağımsız filmlere kapılarını
tamamen kapatmış durumda. Bütün Avrupa’da olduğu gibi bağımsız salonlar
zincirinin oluşturulması ve bu oluşumun olabilmesi içinde yerel yönetimlerin
ve bakanlığın bu salonlara yıllık destek vermeleri gereklidir. Yoksa bağımsız
sinema yaşayamaz. Bakanlığın desteklediği filmlerin sinemalarda gösterim
alanı bulamamasının altında yatan neden budur. Bu nedenle bu taslakta
olumlu önermeler vardır ama yaygın gösterim salonlarının dışında bağımsız
filmlere salonların açılmasını teşvik edecek bir maddenin olması zaruridir.
Bağımsız filmleri özellikle de bakanlığın desteklediği filmler gösteren sinema
salonlarına destek verilmesi çok faydalı olacaktır. Bu destek sayesinde salon
sahibi destek aldığı için daha ucuz biletle bağımsız filmi salonuna sokacak ve
seyirciyle buluşmasına ortam yaratacaktır. Bu destek aynı zamanda sinema
izleyicisini de desteklemek anlamı taşıyacaktır. Zaten bu yasanın var olma
nedeni ülkemizde nitelikli sinema sanatının üretimi ve bilinçli bir seyirci
ortamının yaratılması amacı taşımasıdır..
e) MADDE 14’de tanımlanan çekim alanlarında izin, ücret ve güvenlikle ilgili
Koordinasyon Kurullarının işleyişi daha açık tanımlanmalıdır. Karışıklığı
önleyecek olumlu bir maddedir ama açık tanım yapılmadığı taktirde çekilecek
filmlerin senaryolarını isteyip ve bu senaryonun bölgede çekilip
çekilmeyeceğine karar vermeye kalkan bir makamla karşılaşabiliriz. Bu da
yıllardır sıkıntısı çekilen ortak dış yapımların Türkiye’ye gelmemesinin temel
nedeni olan bürokratik engelin daha da derinleşmesine neden olur.
f) MADDE 10 geçici 4- Teklif kanunun yürürlüğe girmesinden önce destek almış
ve sözleşme imzalayarak mali yükümlülüğünü tamamlamış ama hala filmleri
yapım aşamasında olanların bu kanundan yararlanmasında bir sorun
olmamalıdır. Çünkü bu konuda yeni yasanın sözleşme kurallarından farklı bir
şey olmayacaktır. Sadece yeni yasanın önerdiği “GERİ ÖDEMESİZ” işleminden
yararlanmış olacaklardır. Bu da ilgili makamları bürokratik mesaiden
kurtaracaktır.
SONUÇ
Her yeni yasa bir önceki yasaya göre daha ileride daha ön açıcı ve kolaylaştırıcı
olmalıdır. Ayrıca her yasanın temelinde olması geren “Yasanın Ruhu” ilkesinde,
sinema sanatını yapan her bireyin ülkesine ve insanlarına iyi şeyler yapma ön
görüsünü özünde barındıran bir güven atfederek vatandaşlarına güvenme
duygusunu kaybetmemelidir.
Yüce meclisimizin gereğini en iyi şekilde yapacağına inancımızla çalışmalarınızda
başarılar diliyoruz.

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
error: Content is protected !!